Mart 2010 için Arşiv

HASTANELERDE ÖZEL ODA İÇİN İLAVE ÜCRET ÖDENMEYECEK

Çarşamba, 31 Mart 2010

Sağlık Bakanlığı’na bağlı hastanelerde tıbbi gerekçesi raporla önerilen ve baştabiplikçe uygun görülen hastalara özel oda için öncelik verilecek ve bu hastalardan ilave yatak ücreti talep edilmeyecek.ANKARA Sağlık Bakanlığına bağlı hastanelerde özel odalara hasta yatırmak belirli kriterlere bağlandı.Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Nihat Tosun, yayımladığı genelgede, Bakanlığa bağlı yataklı tedavi kurumlarında hasta odalarının sınıflandırılması ve sınıflarına göre taşıması gereken fiziki ve donanım şartlarının Yataklı Tedavi Kurumları işletme Yönetmeliği’nde düzenlendiğini hatırlattı.Tosun, buna göre, tek yataklı, buzdolabı, televizyon, telefon ve refakatçinin dinlenmesi için gerekli bölümü ve donanımı bulunan, banyolu, lavabolu ve tuvaletli hasta odalarının “özel oda” olduğuna işaret etti.Sağlık Uygulama Tebliği’nde ise Sosyal Güvenlik Kurumunca belirlenen standartların üzerinde sunulan otelcilik hizmetleri için, ilgili listedeki ücretlerin üç katını geçmemek üzere kişilerden ilave ücret alınabileceğinin belirtildiğini, ancak bunun için bir zorunluluk getirilmediğini vurgulayan Tosun, şunlara dikkati çekti:“Hal böyle iken hastane yönetimlerince özel oda olarak ayrılan hasta odaları çoğunlukla yönetmelikte tanımlanan fiziki ve donanım şartlarını taşımadığı gibi, bu odalara hasta yatırma iş ve işlemlerinde herhangi bir tıbbi ve sosyal kriter belirlenmediği, yatışların tamamen hasta veya yakınlarının talebi üzerine veya hastane yönetiminin tercihleri doğrultusunda yürütüldüğü ve bu odalardan faydalandırılan hastaların kendisinden önemli tutarlarda ilave gündelik yatak ücretleri tahsil edildiği Bakanlığımıza yapılan resmi ve şifahi başvurulardan anlaşılmaktadır. Bu durum Bakanlığımızca yürütülen Sağlıkta Dönüşüm Programı’nda yer verilen; sağlık hizmet sunumunun herkese eşit, hakkaniyetli ve ulaşılabilir şekilde verilmesi hedef ve ilkelerimizle bağdaşmamaktadır”Tosun, bu nedenle Sağlık Bakanlığı hastanelerindeki özel odalara hasta yatırılırken şunların göz önüne alınmasını istedi:-Öncelikle özel oda olarak ayrılan hasta odaları, yönetmelikte öngörülen nitelikleri taşımalı, bu niteliklere haiz olmayanlar özel oda uygulamasından çıkarılmalıdır.-Özel odalara hasta yatırma iş ve işlemleri belirli kriterlere bağlanarak tıbbi gerekçesi müdavi tabip tarafından düzenlenecek bir raporla önerilen ve baştabiplikçe de uygun görülen hastalara öncelik verilmeli, bunun dışında kalan durumlar için ise başvuru sırasına göre yatış işlemleri hakkaniyet ve eşitlik ilkesine uygun olarak gerçekleştirilmelidir.-Özel odalara bu şekilde yatışı sağlanan hastalardan ilave yatak ücreti talep edilmemelidir.

AMERİKA’DAN TÜRKİYE’YE MERHABA

Çarşamba, 31 Mart 2010

                                 Körlük ve görme engellilik;       Aslında çoğumuz bu kelimeleri eş anlamlı olarak kullanırız. Ama gerçekten dikkatli bakıldığında birbirlerinden çok farklıdırlar.Aralarındaki en büyük fark görme engellilik doğuştan yada sonradan kaybedilmiş görme kaybıdır. Ama görme engelliler beyinlerini açıp çevrelerinde bütün ayrıntıları görebilirler. Çünkü onlar kalp gözleriyle görürler.Ama gerçek anlamda körlük bunun tam tersidir.Onlar olayları gözleriyle görmelerine rağmen görmezlikten gelirler.Çünkü bazen gerçekleri görmemek islerine gelir.   Çünkü bu asil olanlar gerçekler bu insanların alıştıkları hayat düzenini bozabilir. İşte ben böyle bir dünyada yaşayan bir kızım. Ama işte bir çok insandan farkım, ailem ve çevremdekilerin bir çoğu olayları en ince ayrıntıları ile görmeye çalışıyorlar.  TÜRKİYE’DE;8 milyon 357 bin 200 engelli yaşıyor. Bu nüfusun %11’ini ise görme engelliler oluşturmaktadır. Normal nüfusa oranı ise %12.29 bunun çoğunluğunu ileri yaşta oluşan görme kayıpları oluşturuyor yani sonradan göz kayıp oranı daha yüksek. Engellilerdeki okuma-yazma bilmeme oranı, normal nüfusa göre daha yüksek. Engellilerde bu oran yüzde 36.33 iken, toplam nüfusta yüzde 12.94′e düşüyor. Toplam nüfus içerisinde her on kişiden yaklaşık bir kişi okuma yazma bilmemekteyken, bu oran süreğen hastalığı olanlarda iki kişiye ve ortopedik, görme, işitme, dil ve konuşma ile zihinsel engelli olanlarda ise dört kişiye çıkıyor. Engelli kadınların neredeyse yarısı (48.01) okuma-yazma bilmiyor. Ortopedik, görme, işitme, dil ve konuşma ve zihinsel özürlü nüfusun sadece yüzde 2.42’si üniversite mezunu. İlkokulu bitirenlerin oranı ise yüzde 40,97 olarak tespit edildi.
DİE, Engellilerin medeni durumlarını da incelemiş. Hiç evlenmemişlerin oranı ortopedik, görme, işitme, dil ve konuşma ile zihinsel engellilerde yüzde 34.41 iken, süreğen hastalığı olanlarda yüzde 7.43 olarak saptanmış. Toplam nüfusta ise, hiç nikah masasına oturmamış kişilerin oranı yüzde 26.28 olarak tespit edilmiş. Bu oranlara baktığımızda görme engellilerin bir çoğu topluma çıkartılmıyor, dört duvar arasında saklanıyor. Ve evet baktığımda onların duygularını anlamaya çalışıyorum. Belki ilk öğrendiklerinde çok ciddi sorunlar yaşıyorlar. Belki de hiçbir zaman bir engelli çıkmamıştır karşılarına bu yüzden ne yapmaları gerektiğini bilmiyor olabilirler. İşte bu yüzden kendilerini çok çaresiz hissetmiş olabilirler. Tamam, bu başlangıç için bir neden olarak kabul edilebilir ama daha sonrasında sakin kafayla düşünmeli, o çocuğun geleceğinin nasıl şekillendirebileceğine karar vermelidirler. Çünkü ne kadar büyük olursa olsun hiç bir neden, hiçbir insanın eğitim hakkını elinden alamaz. Eğer eğitim almışlarsa bu çocuklar, sürekli engellerinin arkalarına saklanacaklardır. Ve bazen bu toplumumuzda da anlayışla karşılanır. İnsanların bir nedeni vardır oda tembellik içinde yada başarısız olmak için. Eğer bu insanlar başarısız olursa hiç kimse şoka uğramaz, çünkü bu insanlar tarafından beklenen bir şeydir zaten. Ve bazen şoka uğramak yerine başarısız olan insanları poh pohlarlar. Ama her ne olursa olsun hiçbir engel gerçekten istenilen şeylerin başarılmasına engel değildir. Bu insanların engellerinin arkasına sığınmak yerine belki de diğer insanlardan daha çok çalışması gerekir. Hayata dört elle sarılmak zorundadır. Çünkü hayat engelliler içinde normalden daha çok zor olabilir.
      Evet; tüm hayatları boyunca bir sürü zorluk çıkabilir karşılarına. Ama önemli, mantıklı düşünüp o zorlukları yenmenin bir yolunu bulmaktır. Engellerinin arkasına sığınmak değildir. Tabiî ki burada en büyük sorumluluk ailelere düşüyor aslında. Çünkü çocuk: okuldan önce ailesinin elinde şekillenir, öncelikle aile hazırlar çoğu hayata. Evet ailelerinde işi zaman zaman çok zor olabilir. Çünkü toplumumuzda hala görüyoruz, eğer bir çocuk engelli olarak doğmuşsa bazen aileler suçlanabiliyorlar bu konuda. Bu tür durumlarda anne ve babanın beraber hareket edip bütün sorunlara göğüs germeleri gerekiyor. Ve çocuğun gelişim süresinde ona hayatını tek başına sürdürebilmesi içinde gerekli olan bilgilerin verilmesi gereklidir. Genelde AVRUPALI’ların çocuklarına TÜRK’ler kadar düşkün olmadıkları söylenir. Ama bunun sebebini burada daha iyi anlıyorum. Aslında onlarda düşkün çocuklarına en az TÜRK’ler kadar. Ama onlar olaylara duygusal bakmak yerine biraz mantıklı düşünüp tedbirlerini önceden alıyorlar. Hayatlarını tek başına sürdürebilmeleri içinde gerekli olan her şeyi öğretiyorlar küçük yaştaki çocuklarına. Evet bazen bazı şeyler çok tehlikeli olabilir (yolda tek başına yürümek yada tek başına yemek yapmak gibi). Ama çocuğa tehlike küçük yaşta öğretilirse büyüdüğünde ondan kaçmak yerine ondan nasıl kurtulacağını düşünür. Bu yüzden görme engellilerin eğitimi ile ilgili bazı çözüm önerileri getirilmelidir. Örneğin; rehabilitasyon merkezlerinin işlevlerine, görme engellilerin kitap bulmasına yardım edilmesi gibi bir şeyler konulabilir. Yada biraz daha özel eğitimci yetiştirilebilir. Çünkü bir çoğumuz liseye gittiğimizde bir takım zorluklarla karşılaşabiliriz. Öğretmenler bize nasıl yardım edeceklerini bilmiyorlar. Evet onlarda haklılar. Belki bir çoğunun engelli öğrencisi olmamış olabilir. O yüzden özel eğitimcinin oranını artırılması, daha iyi bir eğitim başlangıçı olabilir.
    İşte bunun içinde bütün engelliler bir araya gelmeli iyi bir gelecek için, iyi bir toplum için haklarımızı aramalıyız. Başarısızlığa uğradığımızda pes etmek yerine daha da çok hırslanmalı ve hayata dört elle sarılmalıyız. Önemli olan birlikte çalışmaktır. Toplumdaki sorunlar birlikte çözümlenir. Ve bu şekilde de toplumda ki diğer bireylerden de destek alabiliriz. Sorunlarımızın çözülmesinde ben eminim ki, el ele verip birlikte çalışırsak bütün sorunlar rahatlıkla çözümlenebilir. İşte bu yüzden iyi bir dünya için herkes üzerine düşeni yapmalıdır. Çünkü çalışmadan hiç şikayet etmenin ne yararı, nede hiçbir sorunun çözümü mümkün olmaz. İşte bu yüzden metodumuzun, çözüm bul, paylaş, uygula olmalıdır. Haydi Türkiye; sorunlarımızı çözelim, yeni çözümler üretelim, bu ürettiğimiz çözümleri paylaşalım ve hep birlikte el ele iyi bir gelecek için uygulayalım.
    
                                                                          SAYGILARIMLA; ZEYNEP BARAK

ÖTV VE MTV’DEN KİMLER MUAF…

Perşembe, 25 Mart 2010

Özür derecesi yüzde 90 ve üzeri olan engellilerin 3. dereceye kadar akrabaları..Özür derecesi yüzde 90 ve üzeri olan engellilerin 3. dereceye kadar akrabaları, engeli birey adına araç alıp kullanabiliyor. TEDAY Tüm Engelliler ve Aileleri Yardımlaşma Derneği Genel Başkanı İlimdar BOZTAŞ, özür derecesi % 90 ve üzeri olan engellilerin 3. dereceye kadar akrabaları engeli birey adına araç alıp kullanabileceklerini belirterek, “Bu kişiler de Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) ve Motorlu Taşıtlar Vergisinden (MTV) muaftırlar ve engellilerin araç içinde bulunma zorunluluğu yoktur” dedi.Aynı zamanda engelli bireylerin de sıfır kilometre araç alımlarında Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) ve Motorlu Taşıtlar Vergisinden (MTV) muaf olduklarını vurgulayan BOZTAŞ, “H sınıfı sürücü belgesi olan fiziksel engelliler, alacakları heyet raporu ile herhangi özür derecesi gerekmeden ÖTV-MTV’ den yararlanarak yurt içinde 1600 CC geçmemek kaydıyla indirimli binek tipi otomobil alabilirler ve böylece yaklaşık % 35 indirimli araç sahibi olabilirler. Fiziksel engelliler için herhangi bir özür derecesi gerekmemekte olup sadece H sınıfı sürücü belgesi olması yeterlidir. Ancak fiziksel engellilerin haricindeki engel grupları bu haktan yararlanamamaktadır.” ifadelerini kullandı.

Bunun için mutlaka heyet raporunda “Özel Tertibatlı Araç Kullanması Uygundur” ibaresi olması gerektiğine dikkat çeken BOZTAŞ, “Ayrıca engelliler yurt dışından 3 yaşından büyük olmayan araçları hiç bir gümrük vergisi ödemeden getirebilirler. Yurt dışından getirilen araçlarda da 1600 CC motor hacmi sınırlaması bulunmaktadır. Özür derecesi % 90 ve üzerinde olan bedensel engelliler, 2500 cc ye kadar araçları (minibüsleri) 3 yaşına kadar özel tertibatı olması kaydıyla getirebilirler” şeklinde konuş

http://www.e-haberajansi.com/haberdetay.php?haber=13503

YENİ ANAYASA TASLAĞINDA ENGELLİLER

Çarşamba, 24 Mart 2010

TEDAY Tüm Engelliler ve Aileleri Yardımlaşma Derneğinden yeni anayasa için değerlendirme;      Anayasa değişiklik paketinde yer alacağı ileri sürülen ‘kadınlara pozitif ayrımcılık’ iddiasının aksine söz konusu maddede ‘engelliler’ ibaresi yer aldı…     İşte o madde:

     7/11/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasının sonuna “Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz.” cümlesi ve aynı maddeye ikinci fıkradan sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiş, devamındaki fıkralar buna göre teselsül ettirilmiştir. “Çocuklar, yaslılar ve engelliler gibi özel surette korunması gerekenler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılamaz.”
     Konu hakkında değerlendirme yapan TEDAY Tüm Engelliler Derneği Genel Başkanımız İlimdar BOZTAŞ, engellilerin TBMM,Belediye Meclis Üyelikleri,İl Genel Meclis Üyelikleri ve siyasi partilerin yönetimlerinde de yer alabilmeleri, engellilerin haklarını savunabilmeleri için ‘engellilerin eşitlik ilkesine aykırı sayılamaz’ maddesine dayanarak seçilecekler oranıyla kolalandırılmalı.İlgili maddede belirtildiği şekliyle siyasi partilerde engellilerimizin aday olabilmeleri için o tozlu dumanlı süreçleri nasıl aşacaklar diyerek seçilme hakkımızın da somutlaştırılmasını istedi.     Milyonlarca engellimizin artık yüzünü güldürün.     (e-haber ajansı)   

YENİ ANAYASA PAKETİNDE NELER VAR ?

Çarşamba, 24 Mart 2010

Açıklama Bakan Çiçek’ten geldi…   Taslakta Anayasa’nın 10, 20, 23, 41, 53, 69, 74, 84, 94, 125, 128, 129, 144, 145, 146, 147, 148, 149, 156 ve 159. maddelerinde değişiklik; Geçici 15. maddenin yürürlükten kaldırılması ile geçici üç madde eklenmesi öngörülüyor.

Anayasa taslağının metni basına dağıtıldı ayrıntılar gelecek…Paketin açıklanmasından önce Devlet Bakanı  Cemil Çiçke bir açıklama yaparak şunları söylemişti: Bakan Çiçek’in sözleri şöyle:

Biz burada bugün milletvekili sıfatıyla bulunuyoruz. Zaman zaman medyamızda, hükümetin hazırladığı anayasa taslağı paketi deniyor. Bu anayasa açısından doğru değildir. Hükümetin anayasa değişikliğiyle bir ilgisi yoktur. Bunun yapacak mercii TBMM’dir. Bunu gerçekleştirenler de milletvekillerimizdir.

Yeni bir anayasaya ihtiyaç olduğu kesindir. Ama bu kesinliğe rağmen toptan bir anayasa değişkliğine gidilemedi. Parça parça değişiklik yapıldı.

Biz 1,2,3 maddeleri ve bunların değiştirilemeyeceğini teminat altına alan 4. madde ile 174. madde dışında kısmi bir anayasa değişikliği olarak kamuoyu önüne çıkıyoruz…

Anayasa bir uzlaşıdır… Bu uzlaşıyı arıyoruz. Metnin özü dağıtıldığında uzlaşı arayışında olduğumuzu göreceksiniz…

1982 Anayasası bir tepki anayasası idi. Bugün ise çağın beklentilerine cevap verecek bir anayasaya sahip değiliz. Bugünün Türkiye’si için mevcut anayasa yetmiyor. Dünyanın ekonomisi en büyük 10. ülkesi olma hedefi olan Türkiye’nin yeni bir anayasa ihtiyacı vardır…

AB normalarına tam uyum için yeni anayasa gerekiyor…

Hedefimiz, bu değişikliklerle iktidarımızı güçlendirmek değildir. Bugün biz varız yarın başka bir parti olacak. Değişmez olan halkın egemenliği ve iradesidir…

Taslağı sunacağımız herkes, hemen veya Meclis sürecinde ifade edebilir, eleştirilerini dile getirebilirler.

TBMM, Anayasa değişikliğini yapacak tek merciidir. “Bu Meclis Anayasa yapamaz” demek veya “Kurucu Meslis’e” ihtiyaç duymak çok yanlıştır.

Teklifimizi bu ay içinde Meclis’e vermiş olacağız…

PAKETTE 23 MADDE YER ALIYOR

AK Partinin anayasa  değişiklikleri paketiyle ilgili ayrıntılar belli olmaya başladı. Paket bugün muhalefet partilerine sunulacak. Anayasa değişiklik teklifi içinde 3′ü geçici 26 madde yer alıyor.

AK Parti’nin açıklayacağı Anayasa değişikliği paketi 23 maddeden oluşuyor. AK Parti’nin uzun bir süredir üzerinde çalıştığı Anayasa değişikliği paketi hem partilere hem de kamuoyuna açıklanıyor.

Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Cemil Çiçek, Adalet Bakanı Sadullah Ergin ve AKP Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ’dan oluşan AKP’li heyet sırayla CHP, BDP ve MHP gruplarını ziyaret ediyor.

Heyet, DSP Genel Başkanı Masum Türker’i parti genel merkezinde, Demokrat Parti Başkanı Hüsamettin Cindoruk’ı ise Celal Bayar Köşkü’nde ziyaret ediyor.

Muhalefetle bugün görüşecek olan hükümet, anayasa değişiklik teklifini içeren taslağı muhalefete randevu öncesi elden verdi.
ANAYASA DEĞİŞİKLİK PAKETİ İÇİNDE YER ALAN MADDELER İSE ŞÖYLE:

Siyasi partilerin kapatılmasında Venedik Kriterleri esas alınacak. Partilerin kapatılmasında aranan gerekçe terör ve şiddeti yasal bir araç olarak kullanmaları olacak. Partilere kapatma davası açılabilmesi Meclis onayına bağlanacak.
HSYK’nın yapısı değiştirilerek, üye sayısı 7′den 21′e çıkarılacak. HSYK’ya Yargıtay 3, Danıştay ve Anayasa Mahkemesi 1 üye seçerken birinci daire hakimler arasında 8 üye kurulda yer alacak, 6 üye ise Cumhurbaşkanı tarafından atanacak. HSYK’ya Meclis’in üye vermesi düzenlemesi, tartışma yaratacağı gerekçesiyle paketten çıkarıldı.Anayasa Mahkemesi’nin üye sayısı 11′den 21′e çıkarılacak, iki daire oluşturulacak. Ayrıca Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvurunun da önü açılacak. Böylece vatandaşların AİHM’ye başvurmasının önüne geçilecek. Yüce Divan’dan çıkan kararlar temyiz edilebilecek. Bir daire Yüce Divan işlevi görürken, temyiz makamı iki dairenin oluşturacağı kurul üyelerinden olacak.Askere sivil yargı yolu açılacak.YAŞ kararlarına karşı yargıya gidilebilecek. Böylece 2002′den bu yana YAŞ kararlarına “yargı yoluna açık olmadığı gerekçesiyle” muhalefet şerhi koyan Başbakan Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Gül, bu geleneğe son verecek.12 Eylül darbecileri yargılanabilecek. Ancak bu konuda zaman aşımı tartışması bulunuyor.Anayasada “Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür” maddesine, “Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olamaz” cümlesi eklenerek kadına pozitif ayrımcılık tanınacak. Aynı maddede, yaşlılar, çocuklular ve engellilerle ilgili de düzenleme yer alacak.AB üyelik sürecinde Türkiye’nin yükümlülüklerinden birisi olan Ombudsmanlık (Kamu Denetçiliği) pakette yer alıyor. Bunun için Anayasanın 125. maddesinde değişiklik yapılacak.“Temel hak ve hürriyetlerin niteliği” başlıklı 12. maddeye “İnsan haysiyetine dokunulamaz” hükmü eklenerek, gözaltında onur zedeleyici davranışlar anayasal suç sayılacak. Ayrıca anayasanın “Kişi Hürriyeti ve Güvenliği” başlıklı 19. maddesine kişisel verilerin korunmasına yönelik bir hüküm eklenecek.  Engellileri sevindirecek haberMilyonlarca engelliyi sevindirecek düzenleme…Anayasa değişikliği paketinde yer alan maddeler arasında milyonlarca engelliyi sevindirecek bir düzenleme de yer alıyor…Anayasa değişiklik paketinde yer alacağı ileri sürülen ‘kadınlara pozitif ayrımcılık’ iddiasının aksine söz konusu maddede ‘engelliler’ ibaresi yer aldı…İşte o madde:7/11/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasının sonuna “Bu maksatla alınacak tedbirler esitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz.” cümlesi ve aynı maddeye ikinci fıkradan sonra gelmek üzere asagıdaki fıkra eklenmis, devamındaki fıkralar buna göre teselsül ettirilmistir. “Çocuklar, yaslılar ve engelliler gibi özel surette korunması gerekenler için alınacak tedbirler esitlik ilkesine aykırı sayılamaz.”   Engellilere diş tedavisiGenel Sağlık Sigortası kapsamında yüzde 40 ve üzerinde engelli kişiler tüm diş tedavilerini istedikleri yerde ücretsiz yaptırabilecekler.Erzincan Engelliler Federasyonu İl Temsilcisi ve Beyaz Derneği Erzincan Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Yusuf Özarslan, Genel Sağlık Sigortası kapsamında yüzde 40 ve üzerinde engelli kişilerin tüm diş tedavilerini istedikleri yerde ücretsiz olarak yaptırabileceklerini söyledi.Özarslan, SSK ve Bağ-Kur kapsamında sosyal güvencesi olan ve özür derecesi yüzde 40 ve üzerindeki engelli kişilerle, emekli sandığından emekli olmuş engelli memurlar ve engelli çocuğu olan emekli sandığı emeklilerinin, bir heyet raporu ile birlikte istedikleri sağlık kurum ve kuruluşlarına veya serbest diş hekimlerine doğrudan başvurup diş tedavilerini yaptırabileceklerini söyledi.Engellilerin aldıkları heyet raporu doğrultusunda tedavi masraflarını Türk Diş Hekimleri Birliğinin gösterdiği fiyat tarifesi üzerinden ilgili hastane veya diş hekimine ödedikten sonra bağlı bulunduğu sosyal güvence kurumundan tahsil edebileceklerini belirten Özarslan, bu hizmetten yararlanmak için sevke de gerek bulunmadığını, doğrudan ilgili kuruma müracaat edilmesi durumunda tüm tedavinin gerçekleştirilebileceğini kaydetti.

ÖZÜRLÜ İSTİHDAMINDA ARTIŞ

Cuma, 19 Mart 2010

a_guven.jpg

Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanı Abdullah Güven, 2002 yılında işçi kadrolarında 10 bin 880 özürlü vatandaşın istihdam edildiğini, bunun yüzde yüze yakın bir artışla 2004-2009 yılları arasında ortalama 20 bin 300′e çıktığını bildirdi.Türkiye Sağlık ve Sosyal Hizmet Kolu Kamu Çalışanları Sendikası’nın dergisine “özürlülerin istihdamı” konusunda açıklamalarda bulunan Güven, özürlülerin daha çok istihdam edilmesi konusunda çalışmalar yaptıklarını, 2004 yılında mesleki eğitim projelerine başladıklarını, bu projelerin sayısının bugün 770′e ulaştığını kaydetti.İşsizliğin, krizin olduğu, sağlıklı insanların iş bulamadığı bir ortamda özürlü istihdamını artırdıklarını anlatan Güven, “Özürlü istihdamının son derece zor olduğu bir ortamda 2002′de işçi kadroları için yıllık istihdam 10 bin 880 iken, 2004-2009 yılı ortalaması 20 bin 300′e çıkmış. Yani yüzde yüze yakın bir artış sağlanmış. Başka hiçbir alanda bunu göremezsiniz” dedi.Özürlülerin, çalışan işçiler içinde bir kotasının bulunduğunu, sağlıklı işçilerin işten çıkarılmasıyla kota kapsamının da daraldığını ifade eden Güven, iş yerlerinde özürlüler için çalışma hayatının düzenlenmesi ve uygun ortamların hazırlanması için farklı bir güvenlik tedbiri gerektiğini, bu nedenle de kriz ortamından daha fazla etkilenildiğini vurguladı.Yeterli bilincin olmaması ve ön yargılar nedeniyle de istihdamlarda sıkıntılar yaşandığını belirten Güven, dünyada bunun iyi örneklerinin olduğunu, Microsoft firmasının yazılım programlarını sadece ortopedik özürlü bilgisayar mühendislerine yaptırmaya başladığını, böylece de verimi yüzde 38 oranında artırdığını kaydetti.Güven, “zihinsel özürlülerin” istihdamının oldukça zor olduğunu ifade ederek, “Onlara uygun bir iş ortamı verdiğimizde son derece verimli olabiliyor. Sağlıklı bireyler kadar üretken olabilirler, özrüne ve özelliğine uygun bir iş alanı verelim diye düşünürsek ve ona göre alt yapıyı oluşturursak bu insanları istihdam edebiliriz” dedi.

YAPIKREDİ BANKASI ATM’LERİNİ ENGELLİLER İÇİN ERİŞİLEBİLİR HALE GETİRDİ

Çarşamba, 17 Mart 2010

Geçtiğimiz yıl türkiye de bir ilki gerceklestırerek ATM’lerini fiziksel engellılerın kullanımına uygun hale getıren yapıkredi,bu uygulamasını 3 noktaya daha taşıdı.ilk olarak ıstanbul kadıköy şubesinde uygulanan ve turkıye genelındekı yapıkrediATM lerınde yaygınlastırılmaya baslanan proje kapsamında ankara kızılay,izmir ve fethiye subelerındekı ATM lerde tekerleklı sandalyelere göre yenıden duzenlendı.

yapıkredi alternatıf dagıtım kanalları genel mudur yardımcısı yakup dogan,turkıyede bır ılkı temsıl eden ENGELSIZ BANKACILIK projesıyle gunluk hayatın pek cok alanında gereklı sartlar olusturulamadıgı için sıkıntı yasayan engellılere,bankacılık hızmetlerınde gelısmıs ulke standartlarını sunabılmeyı amaçladıklarını söyledi.ılk engelsız atm yi 3 aralık dunya engellıler gununde ıstanbul kadıköyde hızmete actıklarını hatırlatan Dogan,”yapıkredı olarak sahıp oldugumuz sosyal sorumluluk bilinci ve kurumsal vatandaslık ılkelerı cercevesınde engellı vatandaslarımızın haklarına saygı gösteren örnek bır kurum olma yönundeki kararlılıgımıza ve bu alandakı faalıyetlerımıze devam edecegiz” dedi.

Engelsız bankacılık projesi kapsamında fızıksel engellılere yönelık uygulamalarının yanı sıra,görme engellı musterılerı için cagrı merkezlerınde yazıyı sese cevıren özel bır teknolojı kullanan yapıkredi,işitme engellı musterılerıne 7 gün 24 saat online chat hızmetıde verıyor…

ENGELLİ BAĞ-KUR SİGORTALILARINA ERKEN EMEKLİLİK

Çarşamba, 17 Mart 2010

Özürlü Bağ-kur Sigortalılarına Erken Emeklilik “Erken Emeklilik” hakkından artık, özürlü Bağ-Kur 4/b sigortalılarının da yararlanacakları bildirildi.

“Erken Emeklilik” hakkından artık, özürlü Bağ-Kur 4/b sigortalılarının da yararlanacakları bildirildi.

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Malatya İl Müdürü Metin Sümer, konuyla ilgili olarak yaptığı yazılı açıklamada, “Sosyal Güvenlik Reformundan önce SSK’lı özürlülerin tamamına, Emekli Sandığı iştirakçi özürlülerinin ise bir kısmına uygulanan “Erken Emeklilik” hakkından artık, Bağ-Kur 4/b sigortalıları da yararlanacaktır. Engellilere tanınan erken emeklilik hakkından yararlananlar için yaş şartı aranmamaktadır” ifadelerini kullandı.

“Yeni düzenlemeye göre ilk defa çalışmaya başlamadan önce malul olan, yani çalışma gücünün en az yüzde 60′ını kaybeden, Bağ-Kur 4/b sigortalısı, en az 15 yıl sigortalılık süresi ve en az 3 bin 960 gün prim bildirilmiş olmak şartıyla, 9 bin gün prim ödemeden ve yaş şartı aranmaksızın yaşlılık aylığından yararlanabileceklerdir” diyen Sümer, açıklamasını şöyle tamamladı:

“Bu kişilerin malullüğü söz konusu Yasanın 25′inci maddesine göre belirlenecek olup, malullüğe esas hastalık ve özrün doğuştan veya ilk defa işe başlamadan önce meydana gelmesi gerekmektedir.

İlk defa sigortalı olduğu tarihten önce malul olan ve çalışma gücü kayıp oranı yüzde 40 ile yüzde 49 arasında olan sigortalılar için en az 18 yıllık sigortalılık süresi 4 bin 680 gün, kayıp oranı yüzde 50 ile yüzde 59 arası sigortalılar için, 16 yıllık sigortalılık süresi 4 bin 320 gün, prim ödeme gün sayısı bildirilmiş olmak şartını taşımaları halinde, 4/b Bağ-Kur kapsamına konulan özürlü emekliliğinden yararlanabileceklerdir.”

 

ENGELLİLER MEMUR OLUYOR

Çarşamba, 03 Mart 2010

TEDAY Tüm Engelliler ve Aileleri Yardımlaşma Derneği Genel Merkezinden açıklama:       Merkezi yönetimin 2010 yılı içerisinde kamuda boş bulunan engelli kadrolarına 38.192 kişinin  atanacağını açıklamasıyla yaklaşık 190 kamu kurumu memur alım ilanlarını yapmaya başladı. Konuyla ilgili TEDAY Tüm Engelliler Derneği Genel Başkanı İlimdar BOZTAŞ başvuru formlarının dikkatli doldurulmasını belirterek, seçmiş oldukları kurumlara rapor ve kimlik fotokopileri ile bizzat başvuru yapılması gerektiğini söyledi. Başvuru formlarının TEDAY merkez ve www.teday.org sitemizden de temin edilebileceğini belirtti. 38.192 engelli memur alımlarının 1.dönem Nisan-Mayıs 2.dönem Temmuz-Ağustos,3.dönem Ekim-Kasım aylarında yapılacağını belirterek, öte yandan halen kamuda çalışan engellilerin bu sınavlara müracaat etme haklarının kesinlikle bulunmadığı, aksi taktirde karşılaşabilecekleri mağduriyetin tek sorumlusu kişilerin kendilerinin olacağını vurguladı.